Binlerce yıllık köklü geçmişiyle onlarca devlet kurmuş olan milletimiz, tarih boyunca unutulmayacak dönüm noktaları yaşamış; her birinden alnının akıyla çıkmış, defalarca var olmak ya da yok olmak denilebilecek ciddiyette tehditlerle karşı karşıya kalmıştır. Bunlardan biri de 15 Temmuz darbe girişimidir.
Bilindiği üzere, çağımızın gerekliliği olan ve güçlü devlet yapısının temel taşı kabul edilen Cumhuriyet idaresiyle milletimiz, 1923 yılından bu yana, zaman zaman istisna sayılabilecek dönemler yaşansa da, kendi kendini yönetebilme iradesini ortaya koymuştur. Çeşitli askerî darbelerle demokrasimiz zaman zaman zedelense de, Cumhurbaşkanının sivil kişiler arasından seçilmesi ve ardından doğrudan millet tarafından seçilmeye başlanması, demokrasi kültürümüzün güçlendiğinin önemli göstergelerinden biridir.
Tarih boyunca çeşitli oligarkların, vesayet odaklarının veya cemaat benzeri yapılanmaların dış destekle devlet yönetimini antidemokratik yöntemlerle ele geçirme çabaları, her devlet için potansiyel bir tehdit olmuştur. Günümüzde savaşlar yalnızca silahla yapılmamaktadır. Psikolojik, ekonomik, biyolojik ve hibrit yöntemlerle yürütülen mücadeleler de devletlerin bekasını hedef almaktadır. Bu açıdan bakıldığında, askerî darbe yoluyla bir ülkenin idaresini çökertmeye çalışmak veya devlete ve Cumhuriyete bağlılık yerine belirli kişi ya da yapılara sadakati esas alan kadroları devlet yönetimine taşımaya çalışmak da modern savaş yöntemlerinden biridir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, askerlerin siyasetin dışında kalması gerektiğine yönelik hassasiyeti ve siyaset yapmak isteyenlerin üniformalarını çıkararak siyaset sahnesine katılmaları gerektiğini vurgulaması, devlet düzeni ile siyasetin sağlıklı işleyişine verdiği önemin en açık göstergelerindendir.
Bir devlet için en büyük tehdit, herhangi bir kişi, yapı veya oluşumun kendisini devletten üstün görmesi ya da böyle görülmesine zemin hazırlanmasıdır. Son çeyrek asırda devletimizin bu şekilde karşı karşıya kaldığı son derece tehlikeli yapı fetullahcı terör örgütüdür.
Yıllar boyunca devletimizin çeşitli kademelerine sızan bu yapı karşısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sergilediği dirayetli duruş ve arkasına aldığı millet desteği, darbe girişiminin bertaraf edilmesinde belirleyici olmuştur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” sözü, bu devletin ve Cumhuriyetin ne kadar sağlam temeller üzerine inşa edildiğinin en güçlü ifadelerinden biridir. Aynı şekilde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin duvarında yer alan “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” ilkesi de devlet idaresinin yegâne meşruiyet kaynağını ortaya koymaktadır.
Unutulmamalıdır ki devlet, kendi hukuk düzeni ve kurumlarıyla kendini koruyan bir yapıdır. Hiçbir kişi, hiçbir oligark, hiçbir cemaat, hiçbir vesayet odağı ve hiçbir siyasi oluşum devletin üstünde değildir, olamaz. Her vatandaşın sadakati yalnızca devletine, milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne olmalıdır. Kendisini devletten üstün gören yapıların akıbeti ise tarih boyunca değişmemiş, her defasında hüsran olmuştur.
15 Temmuz’un 10. yıl dönümünde, vatanı ve milleti uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.
Mehmet Küçük
ADIYAMAN
Az önceADIYAMAN
Az önceİLÇELER
Az önceADIYAMAN
Az önceSİYASET
Az önceADIYAMAN
17 saat önceEKONOMİ
17 saat önce
1
Adıyaman Turizmle Ayağa Kalkabilir!
6831 kez okundu
2
FAİZ KISKACINDA BİR EKONOMİ: YÜZDE 60 İLE TİCARET MÜMKÜN MÜ?
5965 kez okundu
3
Gücün Tutkusu ve İnsan Ruhunun Yanılgısı
3685 kez okundu
4
45 Yıllık Bir Müsibetin Sonu: Umuda Açılan Kapı
2871 kez okundu
5
Sözlerin Gücü: Edebiyatın Derin Dünyasında Uzun Bir Yolculuk
2393 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.