Benim yaşımda olanlar çok iyi hatırlayacaktır; okul sadece dört duvar arasında ders dinlenilen bir yer değil, hayatın bizzat kendisiydi. Cumhuriyet İlkokulu’nun koridorlarında yankılanan Dayı Öğretmen’in adımları, Gazi Ortaokulu’nda Reşit Sayıner’in o vakur duruşu ya da Endüstri Meslek Lisesi’nde Mehmet Esen ve Muhittin Tuzcu gibi isimlerin ağırlığı…
Onlar sadece öğretmen değil, toplumun vicdanı ve disiplin abideleriydi.
Saygı, Korkudan Değil Ağırlıktan Gelirdi
O zamanlar öğretmeni okul dışında gördüğümüzde bile ceketimizin düğmesini iliklerdik. Bu bir korku değil, öğretmenin şahsında ilme ve emeğe duyulan derin bir saygıydı. Bir taşkınlık yaptığımızda biliriz ki cezası kaçınılmazdı. Ancak işin asıl kıymetli yanı, o ceza eve ulaştığında yaşanırdı.
Şikayet etmek mi? Asla! Velimiz okula geldiğinde öğretmenin karşısında boyun büker, o meşhur cümleyi kurardı: “Eti senin, kemiği benim hocam.”
Bu cümle; “Çocuğumu sana emanet ediyorum, onu sadece bilgiyle değil, nizam ve terbiye ile donat” demekti. Aile ve okul, çocuğun geleceği için sarsılmaz bir koalisyon kurardı.
Yeni Nesil Eğitim: Elleri Bağlı Öğretmenler
Gelelim bugüne… Şimdi tablo tam tersine dönmüş durumda. Öğrenci şikayet ediyor, veli ise sorgusuz sualsiz öğretmenin karşısına dikiliyor. “Sen benim çocuğuma karışamazsın, senin görevi sadece dersini anlatmak” diyerek öğretmenin eğitimci kimliğini adeta buduyorlar.
Sonuç: Yolunu Kaybeden Bir Gençlik
Öğretmenin sesini yükseltemediği, yaptırım gücünün kalmadığı bir ortamda ne yazık ki eğitim de sadece kağıt üzerinde kalıyor. Elimizde; disiplinden uzak, saygı kavramını sosyal medya beğenilerine feda etmiş, nizam tanımayan bir gençlik ve içi boşaltılmış bir eğitim sistemi var.
Eğitim sadece matematik formülleri veya tarih başlangıçlarını ezberletmek değildir. Eğitim; bir şahsiyet inşa etme sanatıdır. Biz bu sanatı icra eden ustaların, yani öğretmenlerimizin elinden çekicini, örsünü aldık.
Durum ortada, manzara hazin. Geçmişin o “ağırlığı olan” öğretmenlerini ve o disiplinli günlerini aramamak elde değil. Allah sonumuzu hayreylesin, ancak bu gidişat sadece dualarla değil, öğretmene hak ettiği itibarın ve yetkinin iade edilmesiyle düzelir.
SİYASET
6 saat önceSİYASET
7 saat önceEĞİTİM
7 saat önceSİYASET
10 saat önceADIYAMAN
10 saat önceADIYAMAN
11 saat önceSİYASET
11 saat önce
1
Adıyaman Turizmle Ayağa Kalkabilir!
6831 kez okundu
2
FAİZ KISKACINDA BİR EKONOMİ: YÜZDE 60 İLE TİCARET MÜMKÜN MÜ?
5967 kez okundu
3
Gücün Tutkusu ve İnsan Ruhunun Yanılgısı
3686 kez okundu
4
45 Yıllık Bir Müsibetin Sonu: Umuda Açılan Kapı
2873 kez okundu
5
Sözlerin Gücü: Edebiyatın Derin Dünyasında Uzun Bir Yolculuk
2395 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.