PAYİTAHT ORHAN

Yaklaşık 9 aydır Adıyaman Belediyesi'ni meşkul eden Payitaht Projesi meclisten nasıl geçti.?

PAYİTAHT ORHAN
Bu içerik 186 kez okundu.
Advert

Müteahhitliğini de yaptığı projeyi aynı zamanda imar komisyonu üyesi olduğu Adıyaman Belediyesi'nden geçirebilmek için her yolu deneyen, ilk oylamada, kendi işi olmasına rağmen meclis oylamasına katılan ve sonrasında evrakta tahrifat ve sahtecilik iddialarına varan şaibeli oturumlara konu olan, Osmanlı Konutları Payitah Projesi mecliste oylanarak kabul edildi.

Edindiğimiz bilgilere göre, son yapılan oylamaya Saadet Partili iki meclis üyesi dışında muhalefetten kimse katılmadı.

Ak Partili bazı üyelerin de karşı çıkmalarına rağmen oturuma ve oylamaya katılmadıkları da gelen bilgiler arasında.

Tam ortasından Adıyaman'ın ana elektrik hattı geçen ada üzerinde planlanan projeye ilişkin, halk sağlığını tehdit ettiği gerekçesiyle daha önce de haber yapmış ve bu haberimizi takiben yapılan oylama sonrası proje reddedilmişti.

NE DEĞİŞTİ?

Aynı müteahhit, aynı imar komisyonu üyesi, aynı belediye, aynı meclis üyeleri,  aynı ada ve aynı elektrik ana hattı geçen proje nasıl oldu da bu kez kabul edildi.

İddialar vahim ancak delillendiremediğimiz için bunları yazmıyoruz. Bunun yerine bu hadiseye ilişkin bir kaç soru ile Saadet Partisi Grubu ve İYİ Parti Adıyaman İl Başkanı Kenan Doğan'ın açıklamalarına yer veriyoruz.

-Ak Partili Adıyaman Belediyesi'nde Neler Oluyor.?

-İkircikli Meclis Toplantıları Öncesinde Başkan Süleyman Kılınç'ın Birden Şehir Dışında Ziyaretlerinin Çıkması Tesadüf mü.?

-"Ben de yapsatçıyım. Bizim de meclise gelecek projelerimiz var. Arkadaşımızın, dostumuzun işi görülecek ki, bizim de işimiz geri dönmesin" diyen muhalefet meclis üyesi var mı.?

-Yaşanan Hadisenin Belediye Meclisinde Başka Bir Örneği Var mı.?

Çok enteresan bir Belediye Meclis toplantısı gerçekleşti ve yine bir el, halk sağlığını hiçe sayan, neredeyse bir yıldır meclisi meşkul eden projeye ilişkin kararı meclisten geçirtti.

Bu oylamadan bir gün önce, yaşanan sert tartışmalar sonrası Adıyaman Belediye Meclisi oturumunu terkeden meclis üyeleri sayesinde, çoğunluk sağlanamadığı için usulsüz bir karar engellenmişti.

Yeniden, aynı konunun meclise sunulacağına dair alınan duyumlar sonrası Adıyaman Belediyesi meclis üyeleri ve Parti Grupları açıklamalar yaparak kamuoyunun dikkatini usulsüz oylamaya çekmeye çalıştılar.

İsminin verilmesini istemeyen bir meclis üyesi, "Anlaşılan birileri ısrarla meclis üyelerini bu hukuksuzluğa ortak etme çabasında" derken, Saadet Partisi Grubu adına yazılı bir açıklama geldi.

"Adıyaman Belediye Başkanlığı'nın Kendi Plan Proje Müdürlüğü'nü bir taraf pozisyonuna sokup, müdürlüğün getirdiği kararı reddetme girişimini hayretle izliyoruz."

Adıyaman Belediye Meclisi'nde ayyuka çıkan usulsüzlük ve Plan Proje Müdürlüğü'nün garip tavrına ilişkin olarak, Saadet Partisi Grubu yazılı bir açıklama yaptı.

Saadet Partisi Grubu adına Bahri Altun tarafından yapılan açıklamada, "Adıyaman Belediye meclisinin, belediye meclis üyesi bir şahsın işi için yaklaşık bir yıldır seferber edilmesine anlam veremiyoruz" denildi.

Saadet Partili Altun'un açıklamasında yer alan "Yüksek gerilim hattı altında bulunan yer" ifadesinin, yerel basında gündeme getirilen ve usulsüzce meclisten geçirilmeye çalışılan, müteahhit bir imar komisyonu üyesine ait bir projeyle ilgili olduğu bildirildi.

Proje daha önce de defalarca gündeme getirilmiş ve imar komisyonundan geçirilip, meclis onayına sunulmuş ancak itirazlar neticesinde engellenmişti. Üzerinden kentin ana elektrik hattı geçen ve bu sebeple de halk sağlığını tehdit eden inşaat projesi için Akedaş'ın onayı olmadığı ve olası sorumluluğun belediyeye ait olacağı iddia edilmişti.

Ak Partili imar komisyonu üyesi olan ve aynı zamanda müteahhitlik yapan şahsın ısrarla projeyi geçirme çabası meclis üyelerini isyan ettirdi.

Bahri Altun'un Saadet Partisi Grubu adına yaptığı açıklamada, "Memleketin bunca sorunu varken Adıyaman Belediye meclisinin belediye meclis üyesi olan bir şahsın işi için yaklaşık 1 yıldır seferber edilmesine bir anlam veremiyoruz." ifadesi yaşanan ısrara isyanı dile getirdi.

Adıyaman Belediye Meclisi Saadet Partisi Grubu adına Bahri Altun tarafından yapılan yazılı açıklama şöyle devam ediyor.

"Olayı kısaca özetlersek; Yüksek gerilim hattı altında bulunan yer ile ilgili 18.12.2020 tarihinde 8.10.2020 tarih ve 336 sayılı kararın oylamasında ihtilaf olduğu gerekçesi ile grubumuz tarafından belediye meclisine itiraz dilekçesi verildi. Buna müteakip 05.01.2021 tarih 8 nolu karar ile karar oy çokluğu ile karar iptal edildi. Dolayısı ile ilgili ada 8 kattan 7 kata düşürülmüş oldu. 03.02.2021 tarihinde Plan Proje Müdürlüğü 05.01.2021 tarih 8 nolu karar gereği olarak ilgili adanın 7 kat olarak planlanması mahiyetindeki teklifi belediye meclisine getirdi yine oy çokluğu ile teklif  kabul edildi. Yerleşik danıştay kararları bir ada veya parselde yapılan imar plan değişiklikleri iptal edildiğinde ilgili ada veya parselin plansız kalacağını, ilgili müdürlük tarafından alanın son alınan karar/ilam doğrultusunda planlanması gerektiğini ifade eder. Plan Proje müdürlüğü ilgili plan değişikliği teklifini getirir karar kabul edilirse planlama yapılır,  red edilirse alan plansız kalır. Ocak ayı iptal kararı sonrası, Şubat ayında kabul edilen plansız kalan alanın İdari işlem mahiyetindeki 7 kat olarak planlanması olayını Nisan Ayı toplantısında tekrardan gündeme getirip sanki Plan Proje Müdürlüğü' nün teklifi red edilirse ilgili alan 8 kata çıkar algısı ile belediye meclisi gereksiz meşkul edilmektedir. 

Ocak ayı kararı doğrultusunda belediyenin kendi müdürlüğü tarafından getirilen şubat ayında kabul edilen idari işlem mahiyetindeki kararı Nisan ayında ret ettirip hukuksuz olarak ilgili alanın 8 kata çıkarılması girişimini kabul etmeyerek bir kısım belediye meclis üyesi arkadaşlar olarak 7 Nisan 2021 tarihli meclis oturumunda meclisi terk etmek zorunda kaldık. Bunun üzerine mecliste çoğunluk sağlanamadığından karar görüşülemedi. İlgili mevzuat gereği aynı karar için  3 gün içinde tekrar meclis toplanarak karar verecek.

Adıyaman Belediye Başkanlığı' nın Kendi Plan Proje Müdürlüğü' nü bir taraf pozisyonuna sokup müdürlüğünün getirdiği kararı ret etme girişimini hayretle izliyoruz.

Çok fazla tekniğe girmeden anlatmaya çalıştık. Takdiri kamuoyuna sunarız."]

Aynı konuya ilişkin ve yaşanan bazı başka gelişmeleri de içeren yazılı açıklamalardan birisi de İYİ Parti Adıyaman İl Başkanı Kenan Doğan tarafından yapıldı.

İYİ Partili Doğan Çok Sert Konuştu

"Hakimiyet, servet ve şehvet dolu hayat yaşayan bir kesimin; siyasetin, dinin ve devletin imkanlarını sömürerek kendi tabirleriyle ışıltılı bir hayata sahip olduklarını görüyoruz."

İYİ Parti Adıyaman İl Başkanı Kenan Doğan, ülke genelinde ve Adıyaman özelinde yaşanan ve son haftalarda gündemi meşkul eden konular hakkında açıklamalarda bulundu.

HEPSİNİN DAYANDIĞI YER AYNI

İYİ Partili Doğan, "Ak Parti Genel Merkezi'nde ve Kastamonu Belediyesi’nde çalıştığı ortaya çıkan şahsın ve bazı danışmanların profilleri ile son dönemlerde gerek ilimizdeki imar rantına ilişkin, gerekse Malatya Belediyesi'nce Avrupa seyahatine götürülüp geri dönmeyen şahısların profilleri ülkemizin siyasal ve sosyal düzeyinin hangi seviyede olduğuna işaret eden örneklerdir." dedi.

VAKALARIN CİDDIYETLE ELE ALINMASI GEREKMEKTEDİR

İYİ Parti Adıyaman İl Başkanı Kenan Doğan, "Uyuşturucu kullanan, rüşvet alan, imar değişiklikleri ile birilerine rant sağlayan, adı insan kaçakçılığı ile anılan belediyelerin sebep olduğu ve bazı insanların büyük paralara sahip olduğu, lüks bir hayat süren, iktidarın merkezinde hakimiyeti elinde bulundurmanın zehirlenmesini yaşayan ve sefa içerisinde hayat süren siyasetçi, Danışman veya çalışanlara ilişkin vakaların ciddiyetle ele alınması gerekmektedir."

Doğan, "Bu bir danışman, siyasetçi veya çalışan vakası, münferit olaylar değildir. Bu vakalar, birkaç kişinin uyuşturucu, rant veya ahlak bozukluğu bağımlılığından daha fazlasını içeren ve her seviyede insanın içerisinde olduğunu ifade eden bir olaydır.

Bu olaylar, siyasal ve sosyal hayatımızdaki yozlaşmanın su yüzüne çıkan bir örneğidir. Ülke ve toplum olarak her tarafımız bu ahlak dışı vakalarla kuşatılmış durumdadır."                 

TÜRKİYE'NİN ASLİ SORUNU AHLAKSIZLIKLARI KORUYAN BATAKLIKTIR

Kenan Doğan sözlerine, "Bir belediye meclisinde, aynı yer ile ilgili Ak Partili Meclis Üyelerinden bazılarının da ahlaki bulmadığı için karşı çıkmasına karşın, 2-3 defa imara ilişkin karar değişikliğine gidilmesinin veya bir başka belediye meclisinde, yurt dışı seyahat adı altında bedeller karşılığı götürülen 42 kişiden sadece ikisinin dönmesi, diğerlerinin yurtdışında kalması üzerine yapılan incelemede, olayın çok farklı boyutlarının ortaya çıkması ile danışmanlar olayının ne farkı var.? Sonuçta hepisinin dayandığı yer ahlakla ilgili olmasıdır.

Türkiye’nin asli sorunu, bu ahlaksızlıkları besleyen, büyüten ve koruyan bataklıktır. Bu danışman veya diğerlerinin arkasındaki karanlık tarafla yüzleşmeden, her açıdan bizi kuşatan yozlaşma ve çürüme olgusunu tam olarak okumamız ve anlamamız mümkün değildir." şeklinde devam etti.

IŞILTILI HAYAT, YOZLAŞMIŞ HAYAT

İYİ Partili Doğan açıklamasını şu ifadelerle tamamladı.

"Hakimiyet, servet ve şehvet dolu hayat yaşayan bir kesimin siyasetin, dinin ve devletin imkanlarını sömürerek kendi tabirleriyle ışıltılı bir hayata sahip olduklarını görüyoruz.

Işıltılı hayat olarak ifade edilen şey, aslında yozlaşmış bir hayattan başka bir şey değildir. İnsanların hayatını yozlaştıran şey nedir? Bu sorunun cevabı çok önemlidir.

Para, makam ve gücü ele geçirdikçe kişinin sadece nefsine taptığı ve nefsini put edindiği gerçeği karşımıza çıkmaktadır.

Nefsini put edinenler, sınırsız bir şekilde her türlü günahı, kötülüğü ve pisliği yapma ayrıcalığına sahip olduklarını inanırlar.

Kişiler ve gruplar, siyasal ve ekonomik çıkarlar uğruna din, ahlak, maneviyat, milliyet, kültür ve kimlik dahil her şeyi araç olarak istismar etmektedirler.

Dinin, imanın, ahlakın, kimliğin ve kültürün nefsi put edinmeye hizmet eden araçlar haline gelmesi, yozlaşmanın ve çürümenin en büyük nedenidir."

HALİFE ÖMER ARTIK ÖRNEK DEĞİLDİR

"Günümüzün gençleri, siyasetçileri, bürokratları, medya çalışanları veya sermaye sahipleri için Halife Ömer artık örnek değildir. Günümüzün Ömerleri olarak niteleyebileceğimiz hiç kimse ortalıkta bulunmamaktadır.

Kullandığı uyuşturucuyu pudra şekeri olarak sunacak kadar yüzsüzleşen ve yozlaşanlarla siyasetimiz, yerel yönetimlerimiz, iş hayatımız ve dini yapılarımız dolmuş durumdadır. Şık takım elbiseler ve gözlükler takarak köşeyi dönmeyi marifet sayanların önündeki örnek, Hz. Ömer değil, mafya elebaşlarıdır. 

Dün Harun diye ortaya çıkanların son zamanlarda medyaya düşen örneklerde  görüldüğü üzere fırsat ve imkanları elde ettiğinde gerçek veya tüzel kişilerin, siyasal gücü kullanarak büyük bir yağmacılığa giriştiklerini görüyoruz.

Birçok kimse, siyaseti, devleti ve ülkeyi yağmalamak için sınırsız imkanlar sunan bir yol olarak görmektedir. Yerleştiği belediye ve parti imkanlarını kullanarak çok kısa sürede büyük ekonomik varlıklar elde eden örneklerle çokça karşı karşıyayız.

Milletvekilliği, belediye başkanlığı, bakanlık ve bürokrasi gibi alanlarda elde edilecek pozisyonları, devletten rant elde etmenin yolları görenler, ilk fırsatta yıkıcı bir yağmacılık iştahıyla her şeye saldırmakta ve kullanmaktadırlar.

Siyasetin yağmacılık olarak anlaşılması ve uygulanması, başarısız, yönetemeyen ve işlevsiz kalan devlet olgusunu ortaya çıkarmaktadır."

SORUN BİRKAÇ KİŞİNİN ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜ DEĞİLDİR

"Son Ak Parti Genel merkezinde çalışan, danışmanlar ve belediyelerdeki kamuoyunca duyulan olaylar parti içerisindeki bir çürük elma düzeyine indirgenemez. Ülkemiz siyasetinin karşılaştığı sorun, bir kaç kişinin çürümüşlüğü değildir.

Siyasetin, sistemin ve toplumu yönetenlerin bizzat kendisinin çürüdüğü gerçeğiyle yüzleşilmediği sürece mevcut durumdaki yozlaşma sürecinin derinleşeceği gerçeğinin farkına varmak lazımdır.

Sorun iktidar partisi genel merkezinde çalışan bir kişinin uyuşturucu kullanması, bir iki danışmanın gayrı ahlaki davranış ve yaşayışlar veya belediyelerdeki imar değişiklikleri yolu ile rant kazanılması değildir. Sorun, siyasetin imkanlarını kullanarak güç, şehvet ve servet elde etmek için her türlü imkanı istismar eden yağmacılığın siyasetin, dinin, kültürün ve toplumun yerine geçmiş olmasıdır."

SİYASET BİR VURGUN ARACI OLARAK ANLAŞILDI

"Uyuşturucu kullanan veya rüşvet alan danışmanlar vakası, siyasetin toplum veya Belediyedeki olaylar ülkenin yararına iş yapma faaliyeti olmaktan çıktığını gösteren alarm verici bir örnektir.

Siyaset, hukukun, barışın ve özgürlüğün işlemesi için gayret sarf eden insanların faaliyet gösterdiği bir alan olmaktan çıkmıştır.

Bunlar veya bunlara benzeyen  tiplerin siyaset alanına sızıp yağma ve talan sonucu hızla zenginleşmeleri, siyasetin bir vurgun aracı olarak anlaşılması şeklinde bir tablonun ortaya çıkmasına neden olmuştur."

DAHA FAZLA YOLSUZLUK VE RANT UMUDU

"Toplum, ekonomi, eğitim, sağlık ve iş başta olmak her alanda büyük zorluklarla karşılaşmaktadır. Her geçen gün artan işsizlik, hayat pahalılığı ve yoksulluk, insanları, temel insani ihtiyaçlarını karşılayamaz hale getirmiştir.

Yolsuzluk, yağma ve yozlaşma yoluyla siyasetin sürdürülmesi mümkün değildir. Daha fazla yolsuzluk ve rant umuduyla bir ülkede demokrasinin hukukun ve barışın ilerleyeceğini ummak büyük bir yanılgıdır.

Yolsuzluğun ve yağmacılığın derinleşmesi, kökleşmesi, sistemleşmesi ve çeşitlenmesi bir beka sorunu haline gelmiştir.

Sonuç olarak görünen şu ki, yolsuzlukla, yağmacılıkla ve yozlaşma ile mücadele edecek sahici ve sahih bir sosyal ve siyasal iradenin yokluğu, ülkemizin en büyük açmazıdır."

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
HUZUR VE BARIŞ ŞEHRİ ADIYAMAN HALKI ADINA HATİCE TÜRKAN’A TEŞEKKÜRLER
HUZUR VE BARIŞ ŞEHRİ ADIYAMAN HALKI ADINA HATİCE TÜRKAN’A TEŞEKKÜRLER
ADIYAMAN HALKI ADINA ARİF KURT’A TEŞEKKÜRLER
ADIYAMAN HALKI ADINA ARİF KURT’A TEŞEKKÜRLER