TÜTÜNÜ DEVLET YASAKLAMIYOR.

TÜTÜNÜ DEVLET YASAKLAMIYOR. AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ'NİN BARONLARINA SÖZ VEREN İKTİDAR YASAKLIYOR

TÜTÜNÜ DEVLET YASAKLAMIYOR.
Bu içerik 294 kez okundu.
Advert

Kanal02Tv ve MedyaTek Gazetesi adına İyi Parti Adıyaman İl Başkanı Kenan Doğan'a son günlerde yaşanan gelişmeleri, tütün protestolarını, doğal gaz, elektrik ve LPG'ye yapılan zamları sorduk.

Abdurrahman Akçal : "Sayın Başkan, az önce Türk Ocakları Adıyaman Şubesi ve Ülkü Ocakları Adıyaman İl Başkanlığı'nın Türkmenlerle birlikte bir dayanışma yemeğine katıldınız. Biz de oradaydık. Geçmiş günlerde Adıyaman'da yaşayan Suriyelilerle, Türkmenler arasında bir kavga yaşandı. Sonra bu sulhla sonuçlandı. Fakat Suriyelilerin Adıyaman'da bir gerçeği var artık. Çadır kentten sonra kenti terk etmek yerine Adıyaman'ın içine yayıldılar. Bu mevzuya bakışınızı öncelikle öğrenmek istiyorum. Bir de bu akşamki dayanışma yemeğinde nasıl bir manzarayla karşılaştınız? Siz bu meseleye nasıl bakıyorsunuz?"

Kenan Doğan: "Evet öncelikle hem Ülkü Ocakları'na hem de Türk Ocağı'na bu dayanışmaya yönelik katkı sunmak anlamında organizasyonlarından dolayı teşekkür ediyorum. Meselenin sulh halinde çözülmüş olması bizim için en büyük sevinç. O günleri hatırlıyorum. Bize de telefonlar gelmişti, burada yaşayan Türkmenlerin sayısının az oluşuna bağlı biraz da. Suriye'nin diğer kırksal ve mezhepsel birlikteliğini oluşturan grupların biraz daha fazla oluşu Adıyaman'daki iş alanlarına hakimiyet yaratma adına bir gettolaşmaya gittiklerini, yani kendilerini bir gruplar üstü sayıp, ne emrederseler, onun olmasına yönelik bir oluşum sağladıkları yönünde duyumlarımız vardı. Buna şahitliğimiz de oldu bu anlamda. Ancak gerekli müdahaleleri yapıldı.

Bu müdahaleleri yapan kardeşlerimizin adını buradan vermiyorum. Daha sonra organizasyonların hepsine teşekkür ediyorum. Devletin yapması gereken, emniyetin yapması gerekenleri bir yerde bu kardeşlerimiz üstlendiler ve bir araya getirip barıştırdılar Bu da Adıyaman arasından oldukça önemli. Ama unutulmaması gereken şudur. Bu Suriyeli vatandaşların diyeyim artık bunları vatandaşlık sınıfına neredeyse geçecek. Öyle bir duruma geldiler. Çünkü iş yerleri açıyorlar. Vergi verip verilmediklerini bilmiyorum. Bildiğim kadarıyla vergi vermiyorlar, herhangi bir şeye tabi değiler. Ama benim vergi veren kardeşimle yarışıyorlar, onunla aynı şartlar altında hizmet veriyorlar. Şimdi benim vergiyi veren elektriğidir, suyudur, vergisidir, her türlü bedeli ödeyen, kendi esnafımla eşdeğer şartlar altında daha avantajlı şartlar altında ticaret yapan Suriyelilerin evet kazançların aynı olması mümkün. Bir defa buraya bakmak lazım. Bu işin bir boyutu. Diğer bir boyutu da kendi arzuladıkları düzeni kurarsalar gün olur ki diğer o yaşadıkları mahallelere, sokaklara birileri girmek için onlardan izin ister. Bunların şimdiden tedbir almak lazım. İşin doğrusu ilk geldiklerinde kendilerine yerleşim yeri seçilirken o seçilen yerde organizasyonda ben de vardım. İyi de bir yerdi bana göre. üç tarafı suyla kaplıydı. O insanlar hem manzaralı bir yerde yaşıyorlardı. Hem de şehirden uzak. Tabii oradaki o masrafın belki de getirdiği sıkıntıdan dolayı onların çadır kentten çıkıp şehre yerleşmeleri konusunda müsaade edildi. Bu da önümüzdeki yıllar asıl sıkıntıyı yaratacak. Gördüğüm bu ona yönelik tedbirler şimdiden alınmazsa on yıl sonra Adıyaman'da çok başka sıkıntılar baş gösterir. O zaman da belki baş edemeyeceğiz. Bu sebepledir ki ilgililer, yetkililer bu konuda mutlak surette tedbir almalılar. On yıl sonranın hesabını yapmalıdırlar diye düşünüyorum."

Abdurrahman Akçal: "Sayın Başkan, şu an gündemimizi meşgul eden önemli bir konu da Adıyamanlıların çeyiz parası dediğimiz, gelinliklerinin kaporası dediğimiz, okul harçlıkları dediğimiz tütün meselesi. Tütün üreticilerine yönelik bir yasa çıktı. Bugün(03/07/2021) AK Parti il Başkanı Sayın Dağtekin bir açıklama yaparak, "onların yasakladığı şeyi biz serbest bıraktık" diye bir ifadede bulundu. Öncelikle şunu sormak istiyorum. Sayın Dağtekin'in ifadesi doğru mu, yoksa tütün üreticileriyle alay mı ediliyor?

Yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin, İYİ Parti'nin söylemleriyle AK Parti'nin söylemleri arasında çok ciddi bir fark var. Açıklayabilir misiniz lütfen? Şu an tütün yasak mı, değil mi?"

Kenan Doğan: "Arkadaşlar iki bin on yedide çıkan kanunu Sayın Dağtekin mutlak okumuştur, Çünkü nihayetinde bir öğretmendi kendisi. Ben öyle hatırlıyorum. Ya yorumlama farkı var, veyahut da kendi hukukçuları varsa onlar kendisine başka şey diyorsalar onu anlatıyor.

Eğer yasak değilse, neden kargo şirketleri nakliyelerine almıyor? Ayın biri itibariyle neden almadığını birisi izah etsin.

Evet. Tütünde yasak yok doğru söylüyor. Ekimde yasak yok. İstediğin kar ekebilirsin. Ama onu kıyıp başka şeylere gönderip satamaz. Tamam, da bunun hepsini bizim içme gibi bir şansımız yok.

Ekenlerin ektiği bütün tütünü içmek gibi bir şansı yok. Ekiciler ne istiyor? Diyor ki bize dokunmayın. Bize hiçbir ihsanınız olmadı. Bari gölge etmeyin.

Adıyaman'da istihdama yönelik düşündükleri, planladıkları, projelendirdikleri uyguladıkları ve istihdam yaratmak üzere hizmete açtıkları bir tesis söylesinler.

Devletin daha doğrusu, artık devlet kavramını da bir kenara bırakıyorum. Devlet çok ulvi bir kavram. Bunların yüzünden kendisini devlet sanan hükümetin yüzünden vatandaşımız insanlarımız devlete karşı yan yan bakmaya başladı. O eski ve devletin kutsiyeti böyle bir kenara atıldı Bunun farkındalar mı, değiller mi bilmiyorum. Hükümetler gelip geçicidir. Bugün var yarın yok ama devlet hep on sekiz yaşındadır, yirmi yaşındadır, çok gençtir devlet devamlı. Döner bunun hesabını bir gün sorar, görecekler, hep birlikte göreceğiz. Devleti bu kadar ayaklar altına aldırmanın, hiçbir anlamı yok. Devlet yapmıyor.

Tütünü devlet yasaklamıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin baronlarına söz veren iktidarlar yasaklıyor. Yani ne var bunda?"

Abdurrahman Akçal: "Yani Abuzer emmi, Sam amcaya kurban mı edildi?"

Kenan Doğan: "Yani kurbandan da öte, çoluk çocuğuyla birlikte yok edildi. Bakın tütün bizim çocuklarımızın geleceği. Tütün olunca ben ırgatlıktan kurtuluyorum. Tütün olunca benim çiftçim oraya buraya çadırlarda yaşamaya gitmiyor. Çocuklarını okutuyor. İnşaat yapan arkadaşım ev satıyor, galericilik yapan vatandaşım otomobil satıyor. Kuyumculuk yapan esnaflarımız altın satıyor.

Yani tütün, Adıyaman'ın Rize'deki çayı, Ordu'daki fındığı, İzmir'deki üzümüdür. Bunu anlamayacak ne var ben hala hayretler içerisindeyim. Gerçekten ta Cumhurbaşkanımızdan aşağıya kadar birisi Adıyaman'ın bu halini gerçek manada irdeledi mi? Zannetmiyorum. Sayın Cumhurbaşkanım bu konuyu irdelese kendisini böyle yanlış yönlendirenler varsa herhalde partide bir dakika tutmaz. Ama yönlendiren yok da sözü de kendisi vermişse ona da söyleyeceğim bir şey yok."

Abdurrahman Akçal: "Cumhuriyet Halk Partisi Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere'yi yoğun bir şekilde İl Başkanı Burak Binzet'le ve Merkez İlçe Başkanı Hüseyin Buluş'la birlikte sahada görüyoruz. İYİ Parti'den de sizi ve Merkez İlçe Başkanı Hakan Karaaslan'ı sahada görüyoruz. Adıyaman'da hemen hemen tüm partilerde bir hareket var. Sahada. üreticilerin, satıcıların tüccarların yanındalar. Partinizin genel merkezinde, CHP'nin genel merkezinde, mecliste bu konu ne kadar irdeleniyor? Dile getiriliyor mu.? Ya da buradaki hareket, partilerinizin genel merkezine yansıyabiliyor mu?"

Kenan Doğan: "Bizim geçen hafta Sayın Lütfü Türkkan hatta bunu Twitter üzerinden de paylaşmıştı. Tütünün Adıyaman için ne olduğunu iktidarın Adıyaman çiftçisine tütüncüsüne ne dediğini, çok güzel bir şekilde izah ederek böyle harika bir şekilde anlatmıştı. Dün bütün olayları, olanları hem video olarak, hem resim olarak, hem de metin olarak genel merkeze biz gönderdik. Zaten genel merkezin bu konuda bir çalışması var. Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel merkezinde böyle bir çalışma var mı yok mu onu bilmiyorum. Ama sayın milletvekili dün akşam saat on bir suları gelmiş herhalde Adıyaman'a. Duyduğum kadarıyla. Bundan birkaç saat önce de Çelikhan'daydı. Beni telefonla aradı konuyla ilgili bazı şeylerden bahsetti. Biz hepimiz sahadayız. Bu anlamda tütün eninde sonunda vatandaşımız ne diyorsa o seviyeye gelecek. Eğer bunlar getirmezse. Sözümüz söz olsun. Bunu genel merkezimizde de konuşmuştum ben. Cumhuriyet Halk Partisi'yle genel merkezinde konuştu tahmin ediyorum. Biz iktidara geldiğimizde belki de çiftçiler lehine tarımla uğraşanlar lehine ilk icraatımız tütünle ilgili olacaktır.

Yani sadece tütün biz bugün tütün konusu olduğu için konuşuyoruz. Yani süt üreticilerinin durumu çok mu daha iyi? Besicilerin durumu çok mu daha iyi? Veya pamuk üretenlerin durumu çok mu iyi?

Türkiye'de Adıyaman örneği Türkiye'nin aynısı, tarımı öldürdüler, hayvancılığı öldürdüler. Bugün tarım ülkesi dediğimiz, kendi kendimizle övündüğümüz, kendi kendine dünyada yeten birkaç ülkeden biri dediğimiz Türkiye'nin saman da dahil ithal etmediği bir tarım ürünü söyleyin. Canları sıkılınca ithalat kozunu çekiyorlar, kılıcını çekiyorlar.

Hatta çok daha ileri bir iddia ben bundan bir yedi sekiz ay önceydi yanlış hatırlamıyorsam badem üreticileri birliğine gitmiştim. Oradaki ilgili yetkili arkadaşımız bana ne dedi biliyor musunuz? Bir geceliğine Badem'le ilgili KDV oranını indirdiler Sahillerde bekleyen gemilerdeki bademi Içeriye aldılar. Birkaç gün sonra yeniden, aynı. Badem aynı vergi oranı yükseltildi. Bu ne kadar doğru bunu ben badem üreticisi değilim. O günleri takip edememiştim. Ama bunu ben bir badem üreticisinin ağzından doymuş insanım. Böylesine tarımın öldürüldüğü çiftçinin yok edildiği bir düzende tütünün desteklenip var edilmesi bu iktidardan beklenen bir şey değil zaten.

Ama nasip olursa tütüne ilişkin düzenleme mutlaka tarafımızdan yapılacaktır. Yandaş birkaç adamın kuracağı kooperatife, vatandaşı ezdirmeyeceğiz.

Kooperatif denen şeyi bir kenara bırakacağız. Bizim tek derdimiz var. Tütün üreticisi vergisini ödeyip vatanına, milletine faydalı işler yapacak, bu tütün satılıyorsa eğer bu ülkede Türkiye'nin bütün illerine paketleyip bandrolünü yapıştırıp, vergisini ödeyip gönderip satacak. Bunun dışındaki hiçbir eylem devleti ilgilendirmiyor. Şimdi söyler misiniz? Her şeyi özelleştirirken bunları önce kooperatif adına sonra da başka neye çevirecekler bilmiyoruz. Devletleştirmenin ne anlamı var? Tütün üreticisi kendi kendini özelleşmenin yolunu bulmuş zaten. Tekeli kapattınız. Maksadınız eğer buralarda bir elden yönetmekse tekeli kapatmasaydınız. Maksat ne? Maksat tekrar diyorum verilen sözün tutulması, yerine getirilmesi, yerli tütünü yok etmek. Kesinlikle. Yani benim bildiğim, yerli ve milli buydu. Oysa değilmiş, Amerika'nın ürettiği yerli ve milliymiş. Herkes kendi özelliğine uygun şeyi seçer, tercih eder diye düşünüyorum."

Abdurrahman Akçal: "Sayın başkan şimdi bir de şöyle bir söylenti var, dedikodu var. Tütün üreticileri diyorlar ki bizi kooperatiflerle birlikte belirli şahısların kucağına attılar. İlla ürünümüzü onlara ve onların belirledikleri fiyatla satmak mecburiyetinde bırakacaklar.

Kenan Doğan: "Doğru. Onu bize de söylüyorlar. Yani bu konuda çok dertliler. Düşünelim şöyle. Kendi aramızda şimdi on beş tane, on bir tane, yirmi tane neyse insanın yönetim kurulunu oluşturacağı bir kooperatifte maksat nedir sizce? Benden kaça alacaksın tütünü.? Azami yirmi lira, yirmi iki lira, üstüne çıkmaz. Ben yirmi, yirmi iki liraya satarsam ne evimi geçindirebilirim, ne çoluk çocuğumu okutabilirim.

Arkadaşlar zaten özellikle bizim dağ bölgesindeki insanlarımızın ellerindeki arazi ya bir dönümdür ya iki dönümdür. Fazla yok ki çok böyle özenerek bezenerek sırtlarında gübre taşıdıklarına biz şahidiz. O tarlalara gübreyi sırtında taşıyorlar. Hayvansal gübrenin içinde gübre kullanmıyorlar. Başka ilaç kullanmıyorlar. Çok özel yetiştiriyorlar o tütünleri. Yoksa Türkiye geneline bu kadar kıymet bulup Fiyatı böyle katbekat düşünülenin üstünde olabilir mi? İnsanlar Adıyaman tütünü, Çelikhan tütünü, Bulam tütünü diye özellikle sipariş verirler mi? Ben bile şahidim.

Ara ara sigara içen arkadaşlarımız dışarıdan arıyorlar beni. Başkan sizin orada tütünü varmış, Çelikhan tütünü varmış, bize bir kilo gönderir misiniz? Ta Edirne'den arkadaş onu nereden biliyor? Kırklareli'nden nasıl biliyorlar? Adıyaman'ın markası aslında. Tabii. Yani biz biraz da Markalara karşıyız. Hükümet olarak. En büyük marka biziz diyorlar."

Abdurrahman Akçal: "Peki son sorum. Sayın Başkan, pandemi süreci bitti. Bir Temmuz itibariyle yasaklar kalktı. Esnaf kepenklerini açtı ve artık para kazanmak istiyorlar çünkü yaklaşık bir yıldır çok ciddi sıkıntı yaşadı insanlar. Pek çok kişi ise işyerini kapattı. Tam her şey yavaş yavaş yoluna girecek derken, bir fiyat güncellemesiyle karşı karşıya kaldık. Doğalgazda. elektrikte ve LPG'de ve başka şeylerde çok ciddi bir fahiş güncelleme uygulamasıyla karşı karşıya gelince insanlar isyan ettiler. Neden biz sürekli olarak destek görmek yerine bu şekilde cezalandırılıyoruz."

Kenan Doğan: " Şimdi hazine tam takır. Merkez Bankasında para yok. İhtiyat akçesi dediğimiz yani kefen parası dediğimiz şeyler kaybolmuş. Merkez Bankası rezervleri yok durumda.

Merkez Bankası rezervi sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin zor günlerinde kullanacağı döviz olarak düşünmeyin. Şu an bütün bankaların kendi mevduat döviz mevduatları karşılığında orada belirli bir karşılığı var. Yani onu Merkez Bankası'nda tutuyorsunuz. Her banka için geçerli bu. Şimdi bunlar boşalınca, nereye harcandıkları bilinmeyince Daha doğrusu bizim önceliğimizi belirlerken çok kötü öncelik belirleyerek yanlış yatırımlar yapa yapa geldiğimiz bu durum maalesef ve maalesef gemi karaya oturmuş. Denizde değiliz su alsın, karaya oturduk biz. Çok zor bir dönemeçten geçiyoruz.

Şimdi doğal gaz için siz fiyat güncellemesi diyorsunuz. Tabii sizin de vicdanınız el vermiyor zam demeye, nihayetinde vatandaş biraz yumuşak anlasın bu işi diye. Güncelleme diyorsunuz.

Arkadaşlar yaz günü yapıyorlar. Ne koparırsa kardır. Kışa kadar da alıştırıyorlar acısı kışın çıkacak. Evet. Şimdi bir gecede yüzde on beş elektrik hatta ben o zammın geldiği saatlerde Mercan TV'de programdaydım, gözünüz aydın yüzde on beş zam yemişsiniz dedim önce bir anlam veremediler maalesef öyle. Doğal gaz olsun, elektrik olsun alıştıra alıştıra maalesef fiyatlarını zamlıyorlar, güncellemiyorlar. Açıkları var. Çok kötü açıkları var. Eğer bu durum devam ederse bu durum devam ederse Ya dışarıdan yeniden döviz kaynak bulacaklar çok büyük faizlerle borçlanacaklar.

Birilerinin söylediği gibi porsiyonlarınızı, sonrasında da elbiselerimizi nasıl küçülteceğiz? Şimdi tamam porsiyonumuzu küçülteceğiz, az yiyeceğiz de ikinci bir elbiseyi almak için birinciyi giyip, ikinci gün boyayacak mıyız? Başka bir şey giydik diye. Onu nasıl ödeyeceğiz? Onu da bir bize bir şey vermeleri lazım, akıl vermeleri lazım diye düşünüyorum.

Gelecek günlerimiz çok kötü. Bu vatandaşa Rabb'im yardım etsin. Vatandaşın iyi niyeti çok zorlanıyor. Ama iyi niyetle bir yere kadar. Sabrımızı taşırmasınlar lütfen. Hani bir padişah demiş ya köprüye geçişe zam yapın yapmışlar ne oluyor? Bağırıyorlar çağırıyorlar. Bir zam daha ne oluyor? Vallahi size ağır laflar ediyor. Bir zam da yapın size küfrediyorlar. Bir zam daha ne yapıyorlar? Demiş ki, vallahi oynuyorlar. Demiş aman kesin. Sona gelmişiz. Bunlar da sona geldi."

Abdurrahman Akçal: "Sorularımızı içtenlikle yanıtladığınız için teşekkür ederiz Sayın Başkan."

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Fatih Erbakan 'Zorunlu aşı anayasaya ve insan haklarına aykırı'
Fatih Erbakan 'Zorunlu aşı anayasaya ve insan haklarına aykırı'