SİYASAL İSLAM'IN SEBEP VE SONUÇLARI?
Halil İbrahim Bayram

SİYASAL İSLAM'IN SEBEP VE SONUÇLARI?

Bu içerik 30 kez okundu.

“İslam selamdır; Selam(insanların sahiplendikleri)tüm maddi ve manevi varlığı hiçbir karşılık beklemeden(Allah rızası için)tüm mahlukatla paylaşmaktır..                      Din(İSLAM) İnsanlara (her iki dünyanın nimet ve  saadetini) vaat etse de,geçici dünya siyasetine alet edilmek üzere kültürel(SİYASAL VE SOSYAL)norm,şekil desenlerle buluşturulup harmanlanıp ”SİYASAL İSLAM’A” dönüştürüldüğünde; Asıl İLAHİ/EVRENSEL Mesajının asli(Maddi/Manevi)ikliminden koparak sadece DÜNYANIN(Maddi)iklimine hizmet eden sanal,sahte “FAYDASIZ  VE YARARSIZ  BİR ÜTOPYA” haline gelir!”

GÖLGELER(Şiir)

Yıllar yılı koşuştuk “gölgelerin peşinden”;

Meğer her şey bir serap,meğer her şey yalanmış..

Fark edip-uyanmadık fani dünya düşünden;

Meğer her şey bir serap,meğer her şey yalanmış..

 

Bazen taşıp-savrulduk, çakıldık girdaplara,

Çırpındıkça bedenden -sığamadık kaplara,

Bazen “bir ekmek için” ezildik matkaplara,

Meğer her şey bir serap,meğer her şey yalanmış..

 

HAKK YOLU’NDAN saparak-kapıldık hayallere,

Harap ettik dimağı-düşürdük ham hallere,

Her şey elden çıkınca, kandık sihr ve fallara,

Meğer her şey bir serap,meğer her şey yalanmış..

 

Yanılıp-yanıltarak-doğruyu yalan ettik,

Sırtımıza vurarak-mal, mülkü palan ettik,

“İNSANLIK PAZARI’NDA” bedeni talan ettik,

Meğer her şey bir serap,meğer her şey yalanmış..

 

“ÖMÜR SERMAYESİ’Nİ- GÖLGELERE” yatırdık,

Bıraktık varislere-bir defada sattırdık,

Gölgelerle hüsranı- onlara da tattırdık,

Meğer her şey bir serap,meğer her şey yalanmış..

(İHB/2009-Adıyaman)

 

SONUCUN SEBEBİ NE?(Din,İnsanı teskin ve tedavi eden bir kurtuluş/Reçetesi mi,yoksa Onu derdest ve sermest eden bir/Afyon mu?

 İnsanlar;nedense genellikle, olgu ve olayları oluşturan sebeplerinden daha çok,onun sonuç ve toplumsal etkileşim biçimiyle uğraşır ve asla bir çözüme ulaşamayacaklarını da bile-bile üzerinde günlerce kafa yorarlar..

Halbuki her toplumsal olgu ve olayın kökü dündedir ve sebebini de dünün puslu kulvarında aramak gerekir..

O halde..

Fırtınalarla uğraşmanın alemi yok!

Eğer Siz..

Fırtınaları hazırlayıp doğuran doğal (meteorolojik)deveran ve dönüşümü bilmez ve ona göre önlem almazsanız, onun yıkım ve tahribatına da müstahak olursunuz..

Ve bunu da, “Ne yapalım kaza ve kader!”diye de geçiştiremezsiniz, çünkü kaza ve kader; Hayat yolunda (Akıl ve izanınız kadar) tedbir almayı da gerekli ve şart kılar..

Ben bu nedenle de; Ülkemizde son yıllarda sıklıkla ve bilhassa da  “Kadın cinayetleriyle “ gündeme gelen toplumsal akıl tutulması ile cinnetin sebebini; Kökü dünde olan dini(İslami) algılama biçimimizin (iyi niyetle yola çıkmış olsalar bile)kendilerine dini SİYASAL İSLAM’I referans alan bazı siyasetçilerimizin(Merhum Necmettin ERBAKAN Ve Arkadaşlarının) eliyle hayata geçirilmeye çalışılan yeni dünya nizamı “Milli Görüş” Ütopyasının; Toplumu yeniden kadim(İslami )ahkamıyla buluşturup kalkındıralım“mutlu ve müreffeh kılalım!” şeklindeki ÜTOPİK tezinin beraberinde getirdiği çelişkiler yumağı ile toplumda yerleştirdiği şaşkınlık ve AHLAKİ EROZYONA bağlamak istiyorum..

 

Çünkü!

Bu tezi savunanların, başta kendileri bu dediklerine uymadılar ya da uyamadılar ki.bu da toplumun kafasını karıştırdı ve onu ahlaki bir bozulma ve yozlaşmayla baş başa bıraktı..

Ve çünkü..

Bugünden dönüp geriye baktığımızda anlıyoruz ki;

Devletin hiyerarşik yapısı içerisinde eskiden beri var olan “Bal tutan parmağını yalar!” norm ve felsefesi bunların da benimseyip vazgeçemeyecekleri OLMAZSA OLMAZLARI” olmuş..

Hani demişler ya; HOCA YELLENİRSE CEMAAT NE YAPSIN..” misali..

 

O halde..

“Hoca, eğer gerçekten Hocaysa; Cemaate söylediğine önce kendisi inanacak ve onu eksiksiz yerine getirecek ve elbet inanmadığı ve uyamayacağı şeyi de asla söylemeyecektir!”

 

O halde düne dönelim; Bakalım dünde neler olmuş ve faturası bugüne nasıl yansımış!

Evet..

Her birisi, Anadolu'nun dar gelirli, mütedeyyin/muhafazakar ailelerine mensup olup; bazıları büyük kentlerde, bazıları da yurt dışında yüksek öğretimleriyle kariyerlerini tamamlamış,içlerinde çok akıllı ve zeki şahsiyetlerin de bulunduğu bir avuç azimli, ve karalı seçkin insandılar...

 Ülkedeki Siyasal/Sağ iktidarları hiç bir karşılık beklemeden yıllarca destekledikleri halde,bu iktidarlar tarafından, Aileleriyle beraber kendilerinin dışlanıp/ötelendiğini düşünüyorlardı ve bu nedenle de çok kırgın ve hınçlıydılar..

 Kendilerine siyasal alan ve norm olarak da, kutsal İslam dininin şart-ı şiarından (İSLAM ŞERİATINI) beslendiğini ön gördükleri "SİYASAL İSLAM'I" model seçtiler ve "Hak geldi batıl zail oldu!," diyerek-Hedef kitlelerine ulaşmak üzere doğru yolla düştüler..

 Hedef seçtikleri kitleler belliydi, bunlar da öncelikle;

-Toplumun(dindar)fakir ve yoksul kesimi, yani; İşçileri, köylüleri ve esnafları,

-İlahiyat Fakülteleri,

-İmam Hatip Okulları,

-İmamlar ve Müezzinlerle Cami cemaati olarak seçilmişti..

 Ve akabinde, Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN liderliğinde;  Ya Allah/Bismillah! diyerek ilk Siyasal Partilerini (MNP/Milli Nizam Partisi)kurdular..

 Sonra art arda kapatılan ve kapatıldıkça yeniden kurdukları partileri(MSP/RP/FP/SP) birbirini takip etti..

 Partileri her kapatıldığında mağdur oldular,itilip/kakıldılar;ötelenip yok sayıldılar, ama asla ve kata yok olmadılar/olamadılar.. Partileri her kapatıldıkça daha da büyüyerek ve güçlenerek inatla ısrarla yeniden partilerini kurarak yollara düştüler, lakin-bu arada;Onlar da değişip /dönüşmeye başladılar..

ERBAKAN çok akıllı ve zeki bir insandı;Siyasal kavgadan karlı çıkacağını, kendisine karşı haksız söylem ve reflekslerle karşı çıkıldıkça da toplumun muhafazakar katmanları tarafından (MAĞDUR)bir insan olarak benimseneceğini de çok iyi biliyordu..

O da elbet bu yolu benimsedi..

 Ve vuruşa-vuruşa,değişe-değişe, dönüşe-dönüşe; İktidara geldiler.. Makamla ve Maddeyle ve de maddenin tılsımlı gücüyle(Para/Pul denilen) görkemli zenginlikle tanışıp, hemhal oldular ve bir de dönüp geriye bakınca, anladılar ki,Mananın büyüsü bozulmuş; Ne ahlak kalmış ne de maneviyat....

Elbet!

 Bugünden,  bu hareketin başladığı 1970'lı yıllara dönüp baktığımızda,  o yılların saf ve temiz, fakir ancak mazbut ve namuslu insanlarını bugünkü yozlaşmış, bozulmuş ve madde(Mal/Mülk)zebunu torunlarıyla kıyasladığımızda, acaba o insanların sahip oldukları saf ve masumane mana iklimleriyle bu kadar hovardaca bir refleksle oynayıp, onu maddenin siyasal payandası haline getirmeye değer miydi? diye düşünmekten de kendimizi alamıyoruz-Elbet....

 Ve acaba..

 Bu hareketin mimarı olan merhum ERBAKAN bugün hayatta olsaydı;Toplumun içine düştüğü bu asla kabul edilemez ahlaki çöküntüye,bu yozlaşmaya, bu bozulma ve çözülmeye ne derdi acaba??

 Ben bilmiyorum..

 ERBAKAN da hayatta olmadığına ve olamayacağına göre bunun cevabını da hiç kimse bilmeyecektir..

 Sözün özü şudur ki!

 Kutsalı(Allah'ın dinini) sadece-kendi geçici dünyalarına ile imkan ve ikballerine payanda yapmaya çalışanlar-sadece kendilerini değil; Belki Kendileriyle beraber Yaşadıkları çevreyi de inkar ve iftiraya ile infilak ve imhaya sürüklemiş olurlar..

 Evet..

 Bugünkü toplumsal ahlaki çöküşün sebebi dünde kalan bir sonuçtur, sadece sonuca bakarak değil  ancak-sonucu doğuran;Sebebi sorgulanıp anlaşılmadıkça da-çözümsüz kalmaya mahkum olacaktır..

Evet  Din,lakin-hangi din ve nasıl bir- din??

Benim dinim belli de; Bir çok insanın hangi ve nasıl bir dine mensup oluğunu doğrusu bilemiyorum..

Ben mi Onlardan ayrıldım,yoksa Onlar mı beni  bu hal-i pür melalimle bana bıraktılar; Ona da varın Siz karar verin artık..

SON/SÖZ;                                                                                                                                                                      Başta,İslam Dini “SELAMDIR” dedik,ki elbet Selam da İNSANLIĞA  hem Aydınlık/ŞUUR  Ve IŞIK  hem de Sıcaklık/ATEŞ Ve ISI taşıyan yüce ALLAHIN tükenmez bir NİMET ikramıdır;Bir yüzünde Aydınlatıcı İdrak açıcı/ferahlatıcı  bir “NUR” vardır,bir yüzünde Yanıcı/Isıtıcı  ve elbet hem de yakıcı /kahredici bir NAR vardır..

Yani!                                                                                                                                                                                    Tercih SENİN, Hangi yüzünden nasıl tutup/bakarsan;Onu alırsın elbet..

Hani!                                                                                                                                                                                Bence bu İŞE, biraz da “Karl MARX’IN;Din Afyondur!-nazariyesinden bakmalı..Derim..                                                              Sevgilerimle..

 

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
ALPTEKİN’DEN VEKİLLERE ZİYARET
ALPTEKİN’DEN VEKİLLERE ZİYARET
Bozkurt, Adıyaman’ın İl Oluşunun 67. Yıl Dönümünü Kutladı
Bozkurt, Adıyaman’ın İl Oluşunun 67. Yıl Dönümünü Kutladı