Küllerinden Doğan Bir Kentin İki Büyük İmtihanı: Yerinde Dönüşüm ve Fahiş Kiralar
6 Şubat’ın o karanlık gecesinden bu yana Adıyaman’ımız, yaralarını sarmak ve sokaklarında yeniden neşeyle yürüyebilmek için amansız bir mücadele veriyor. Bir yanda İndere eteklerinde yükselen toplu konutlar, diğer yanda kadim mahallelerimizin ruhunu koruma gayreti… Ancak bugün geldiğimiz noktada, şehri fiziken ayağa kaldırma çabası ile sosyo-ekonomik gerçeklerin yarattığı dar boğaz arasında sıkışıp kalmış durumdayız. Adıyaman’ın geleceğini doğrudan şekillendiren iki hayati mesele var önümüzde: Yerinde Dönüşüm ve şehrin belini büken fahiş kira sarmalı.
Yerinde Dönüşüm: Umut ile Bürokrasi Arasında
Komşusundan, mahallesinden, doğup büyüdüğü sokaktan ayrılmak istemeyen hemşerilerimiz için devletimizin sunduğu 750 bin TL hibe ve 750 bin TL faizsiz kredi imkanı, can çekişen Adıyaman sokaklarına adeta can suyu oldu. Kent hafızasını korumak adına bu projeye gösterilen ilgi yadsınamaz. Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var.
Yerinde dönüşümde ruhsat süreçlerinde yerel yönetimlerin gösterdiği mesai seferberliği ne kadar takdire şayansa, sahada yaşanan tıkanıklıklar da bir o kadar düşündürücü. Bakanlık hakediş ödemelerinde yaşanan 45-50 günlük gecikmeler, malzeme ve işçilik maliyetlerinin her geçen gün katlanması, inşaatların durma noktasına gelmesine neden oluyor. Müteahhit ile hak sahibi karşı karşıya geliyor. Eğer bu finansal ve bürokratik mekanizma hızlandırılmazsa, yerinde dönüşüm umudu, yerini yarım kalmış beton yığınlarına ve hayal kırıklıklarına bırakacaktır.
Fahiş Kiralar: Adıyaman’ın İkinci Depremi
Yerinde dönüşümün gecikmesi ya da konut teslimlerinin henüz tamamlanamaması, zincirleme bir reaksiyonla şehrin en büyük kanayan yaralarından birini, yani fahiş kira sorununu besliyor. Bugün Adıyaman merkezinde kiralar 15 bin ile 40 bin TL arasında değişiyor. Depremle her şeyini kaybetmiş, asgari ücretle ya da emekli maaşıyla geçinen bir gariban vatandaş bu yükün altından nasıl kalkabilir?
Nedenleri Ne?
Sonuçları Ne Oluyor?
Fahiş kiraların faturası sadece cüzdanlara kesilmiyor; şehrin sosyal dokusu parça parça kopuyor. Konut bulamayan veya kirasını ödeyemeyen nitelikli iş gücü, öğretmenler, sağlık çalışanları ve kadim esnafımız şehri terk ediyor. Adıyaman, kendi insanını göç vermek zorunda kalıyor. Akrabalık ve komşuluk ilişkileriyle kenetlenen bu kentte, ev sahibi-kiracı kavgaları adliye koridorlarını dolduruyor, toplumsal huzurumuz zedeleniyor.
Ne Yapmalı?
Adıyaman’ın yeni bir göç dalgasıyla boşalmasını istemiyorsak, radikal ve ivedi adımlar atılmalıdır.
Adıyaman’ı ayağa kaldırmak sadece binaları dikmekle olmaz; o binaların içini dolduracak insanları, mahalle kültürünü ve yerel ekonomiyi korumakla olur. Unutmayalım ki, esnafı kepenk kapatan, memuru barınamayan, vatandaşı kirasını ödeyemediği için göç eden bir şehir, binaları altından da yapılsa ayağa kalkmış sayılmaz.
Zeynal Selahattin Alptekin
selahattinalptekin@hotmail.com
05433140202
ADIYAMAN
9 saat önceADIYAMAN
9 saat önceADIYAMAN
9 saat önceADIYAMAN
10 saat önceADIYAMAN
10 saat önceEĞİTİM
10 saat önceSİYASET
10 saat önce
1
Adıyaman Turizmle Ayağa Kalkabilir!
6818 kez okundu
2
FAİZ KISKACINDA BİR EKONOMİ: YÜZDE 60 İLE TİCARET MÜMKÜN MÜ?
5947 kez okundu
3
Gücün Tutkusu ve İnsan Ruhunun Yanılgısı
3671 kez okundu
4
45 Yıllık Bir Müsibetin Sonu: Umuda Açılan Kapı
2863 kez okundu
5
Sözlerin Gücü: Edebiyatın Derin Dünyasında Uzun Bir Yolculuk
2371 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.