Yıl 2023 aylardan şubat ayrı bir puslu idi hava aslında sanki hazırlanın der gibi idi gece.
Neler yaşadık diye başlamak bile yetmiyor bazen. Çünkü bazı acılar anlatılamıyor; kelimeler eksik, cümleler yarım kalıyor. Kimleri yitirdik desek, yazsak satırlar yetmez… İsimler sığmaz sayfalara, hikâyeler taşar kenarlardan.
Deprem, sadece toprağı değil, hayatlarımızı da yerinden oynattı. Bir gecede evler yıkıldı ama asıl enkaz, insanların içindeydi. Alışkanlıklarımız, planlarımız, “yarın” dediğimiz her şey… Hepsi bir anda sustu. Hayat, insana bir ömür boyu yavaş yavaş öğretmesi gereken dersleri, birkaç saat içinde sertçe verdi.
O günden sonra dünya eskisi gibi dönmedi. Sabah uyanmanın bile şükür sebebi olduğunu öğrendik. Bir ses, bir nefes, bir mesajın ne kadar kıymetli olduğunu… Güçlü sandığımız insanların nasıl sessizce ağladığını, zayıf sandıklarımızın nasıl dimdik ayakta durduğunu gördük. Meğer yürek dediğimiz şey, sandığımızdan çok daha fazla acıya dayanabiliyormuş.
Sesizce yardım edebildim etrafta kah ağlayarak kah bir umut bir ışık olduk. Adıyaman’ıma ağladım günlerce bu bir şehrin yok oluşuydu sanki umutlar bitmiş gözler siyahlaşmış saçlar beyazlaşmıştı bir anda, birbirimizi tanımakta zorlanıyorduk.
Birde terk edilmişlik vardı aslında yokluk ama dayanışmanın karalını gördük memleketimde herkes elinden geleni yapmaya çalıyordu bir yandan.
Çok fotoğraf çekemedim videoda enkazlarda idim günlerce çalıştım sesiz çığlıklara yetişmeye çalıştım ilk dört gün.
Sonrasında hemen dedim bu Adıyaman nasıl ayağa kalkacak tabiki el birliği ile mesela hiç terk etmedim memleketimi imkanım olduğu halde hep çırpındım hala da çırpınmaya devam ediyorum ve edeceğim.
Ama bu dayanma hali, alışmak değildir. Acıya alışılmaz; sadece onunla yaşamayı öğrenirsin. Dünya bu… Daha bizlere ne dersler verecek, kim bilir. Belki de en büyük dersi şudur: Hiçbir şey kalıcı değil; ne evlerimiz, ne unvanlarımız, ne de ertelenen sevgilerimiz. Kalıcı olan tek şey, birbirimize uzattığımız eldir.
Deprem bize şunu hatırlattı: İnsan insana emanettir. Bir enkazın başında sabahlayan da, bir çorba uzatan da, sessizce dua eden de aynı yürektendi. Acı bizi küçültmedi; aksine, insanlığımızı büyüttü.
Bu kadar acıya nasıl dayandı yürek diye soruyoruz ya… Belki de cevabı tam burada: Çünkü yürek, umutla atmaya devam etti. Kayıplarımıza rağmen, gözyaşlarımızla toprağı suladık ve yine de yarına bir tohum bıraktık. Unutmayarak, ders alarak ve birbirimizi bırakamayarak.
Mehmet Hakan Karaaslan
ADIYAMAN
Az önceADIYAMAN
1 saat önceADIYAMAN
1 saat önceADIYAMAN
1 saat önceADIYAMAN
1 saat önceADIYAMAN
1 saat önceADIYAMAN
1 saat önce
1
Adıyaman Turizmle Ayağa Kalkabilir!
6764 kez okundu
2
FAİZ KISKACINDA BİR EKONOMİ: YÜZDE 60 İLE TİCARET MÜMKÜN MÜ?
5918 kez okundu
3
Gücün Tutkusu ve İnsan Ruhunun Yanılgısı
3629 kez okundu
4
45 Yıllık Bir Müsibetin Sonu: Umuda Açılan Kapı
2837 kez okundu
5
Sözlerin Gücü: Edebiyatın Derin Dünyasında Uzun Bir Yolculuk
2309 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.