Adıyaman, sadece çiğköftesiyle, Nemrut’uyla değil; vefasıyla, samimiyetiyle ve zor günlerde birbirine kenetlenen insanıyla “Güneşin Doğduğu Şehir”dir. Bugünlerde gurbetteki Adıyamanlıları ve şehre ilgi duyanları bir araya getirmek amacıyla düzenlenen “Tanıtım Günleri” heyecanı yaşanıyor. Ancak bu parıltılı organizasyonun içinde çok büyük, çok derin bir eksiklik var: Adıyaman’ın öz evladı, yani yerel basını.
Bir şehri tanıtmak; sadece stant kurmak, protokol konuşmaları yapmak veya sosyal medyada birkaç kare fotoğraf paylaşmak değildir. Bir şehrin gerçek tanıtımı, o şehrin tozunu yutmuş, çilesini çekmiş ve sevincine ortak olmuş yerel gazetecilerin kaleminden dökülenlerle olur. Soruyorum: Adıyaman basınının davet edilmediği bir Adıyaman tanıtımı ne kadar sahihtir?
Ev Sahibi Kapı Dışında mı Kaldı?
Organizasyon komitesi hangi mantıkla yerel basını bu sürecin dışında bıraktı, anlamak güç. İstanbul’da ya da Ankara’da Adıyaman’ı anlatırken; Adıyaman’da her gün sokak sokak gezen, halkın nabzını tutan gazetecileri yanınıza almamak, adeta bir düğün yapıp evin büyüklerini çağırmamaya benziyor.
Basın, Şehrin Hafızasıdır: Gazeteci, o stantların arkasındaki emeği en iyi görendir.
Basın, Köprüdür: Gurbetteki Adıyamanlı ile memleketi arasındaki en güçlü bağ, yerel haber kaynaklarıdır.
Basın, Denetçidir: Organizasyonun eksiklerini de, güzelliklerini de halka objektif yansıtacak olan onlardır.
Neden Bu İhmal?
Eğer bu bir “bütçe” meselesiyse, tanıtım için harcanan onca kalemin yanında şehrin sesini duyuracak üç-beş gazetecinin ağırlanması devede kulak kalır. Eğer bu bir “unutkanlıksa”, bu daha da vahimdir; çünkü bu, şehrin dinamiklerinden ne kadar kopuk olunduğunun göstergesidir.
Adıyaman basını, bu şehrin sadece kötü gününde değil, en güzel gününde de orada olmayı hak ediyor. Depremin o ağır yükünü omuzlarında taşıyan, her türlü zorluğa rağmen şehrin sesi olmaya çalışan basın mensuplarına yapılan bu vefasızlık, aslında Adıyaman halkına yapılan bir vefasızlıktır.
Sonuç Olarak;
Tanıtım günleri sadece bir “vitrin” faaliyetinden ibaret kalmamalıdır. Eğer niyetimiz gerçekten Adıyaman’ı markalaştırmaksa, bu işin mutfağında olanları, yani gazetecileri vitrinin dışına itmekten vazgeçmeliyiz. Umarız bu hata, bir sonraki organizasyonda “bizim çocuklar” denilerek değil, “şehrimizin temsilcileri” denilerek profesyonelce telafi edilir.
Çünkü Adıyaman, basınıyla bir bütündür ve sesi kısılmış bir tanıtımın kimseye faydası yoktur.
Bülent Özdüzen
ADIYAMAN
Az önceADIYAMAN
Az önceADIYAMAN
Az önceADIYAMAN
Az önceADIYAMAN
1 saat önceADIYAMAN
1 saat önceADIYAMAN
1 saat önce
1
Adıyaman Turizmle Ayağa Kalkabilir!
6741 kez okundu
2
FAİZ KISKACINDA BİR EKONOMİ: YÜZDE 60 İLE TİCARET MÜMKÜN MÜ?
5903 kez okundu
3
Gücün Tutkusu ve İnsan Ruhunun Yanılgısı
3619 kez okundu
4
45 Yıllık Bir Müsibetin Sonu: Umuda Açılan Kapı
2829 kez okundu
5
Sözlerin Gücü: Edebiyatın Derin Dünyasında Uzun Bir Yolculuk
2290 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.