Bir ülkenin geleceği sadece ekonomisiyle, teknolojisiyle veya güçlü ordusuyla belirlenmez. Bir ülkenin en büyük gücü, o ülkenin insanıdır. Çalışan, üreten, düşünen, askerlik yapan, vergi veren ve geleceği inşa eden insanlar…
Ancak bugün Türkiye’nin önünde sessizce büyüyen çok önemli bir sorun var: Nüfusun yaşlanması ve genç nüfusun giderek azalması.
Doğurganlık oranları her geçen yıl düşüyor. Gençler daha geç evleniyor. Evlilikler erteleniyor. Çocuk sahibi olmak ise birçok genç için ekonomik nedenlerden dolayı giderek zorlaşıyor.
Bu durum sadece bugünün sorunu değildir.
Bu mesele geleceğimizle ilgilidir. Bu mesele bir beka meselesidir.
Bugün dünyaya gelmeyen çocuklar, yarının çalışanları olmayacak.
Yarın fabrikalarda çalışacak insan sayısı azalacak.
Tarım yapacak gençler azalacak.
Emeklilerin yükünü taşıyacak çalışan nüfus azalacak.
Köylerimiz daha da boşalacak.
Türkiye’nin nüfusu yaşlanacak.
İşte bu nedenle nüfus meselesine sadece “kaç çocuk yapılıyor?” şeklinde bakmak büyük bir hata olur.
Bu mesele doğrudan Türkiye’nin geleceğiyle ilgilidir.
Gençler evlenmek istemiyor mu, yoksa evlenemiyor mu?
Bugün gençlerin büyük bir bölümü aslında aile kurmak istiyor.
Evlenmek istiyor.
Çocuk sahibi olmak istiyor.
Ancak önlerinde büyük engeller var.
Ev kiraları yüksek.
Konut almak zor.
Düğün masrafları ağır.
İş bulmak zor.
Gelecek belirsiz.
Bir çocuk büyütmenin maliyeti her geçen gün artıyor.
Bu nedenle birçok genç evliliği erteliyor.
Evlilik ertelendikçe çocuk sahibi olmak da erteleniyor.
Bir süre sonra gençler ikinci veya üçüncü çocuk sahibi olmayı tamamen düşünemez hale geliyor.
İşte burada gençleri suçlamak yerine onların önündeki engelleri kaldırmak gerekiyor.
Devletin gençlere sadece “Evlenin ve çocuk sahibi olun” demesi yeterli değildir.
Önce şu sorunun cevabını vermelidir:
Gençler evlendikten sonra nasıl yaşayacak?
Nerede oturacak?
Çocuklarını nasıl büyütecek?
Geleceğe nasıl güvenle bakacak?
Gençlerin evlilik hayali kolaylaştırılmalıdır
Türkiye’nin artık gençlerin evlilik planlarını kolaylaştıracak güçlü kamu desteklerine ihtiyacı vardır.
Genç çiftler için uygun fiyatlı konut projeleri hazırlanmalıdır.
Uzun vadeli ve düşük maliyetli konut imkanları sunulmalıdır.
Evlilik sürecinde gençlerin üzerindeki ekonomik yük azaltılmalıdır.
Özellikle yeni evlenen çiftlere devlet tarafından destek verilmelidir.
Çünkü bugün gençlerin evlenmesini kolaylaştırmak, aslında yarının Türkiye’sine yatırım yapmaktır.
Aile kurmak gençler için lüks olmaktan çıkarılmalıdır.
Evlenmek isteyen bir genç, ekonomik nedenlerle hayalini ertelemek zorunda kalmamalıdır.
Çocuk sayısı arttıkça destek de artmalıdır
Bir çocukla üç çocuk büyütmenin ekonomik yükü aynı değildir.
Bu nedenle ailelere verilen destekler çocuk sayısına göre artırılmalıdır.
Özellikle üçüncü çocuktan sonra;
Eğitim desteği,
Gıda desteği,
Ulaşım desteği,
Vergi indirimi
gibi destekler artırılmalıdır.
Üç ve üzeri çocuk sahibi ailelere gelir vergisi konusunda ciddi kolaylıklar sağlanmalıdır.
Belirli şartları taşıyan ailelerin gelir vergisi tamamen kaldırılması bile gündeme alınmalıdır.
Çünkü çok çocuklu aileler sadece kendi çocuklarını büyütmüyor.
Aslında Türkiye’nin geleceğini büyütüyor.
Çok çocuklu ailelerin temel giderleri azaltılmalıdır
Bugün ailelerin en büyük sorunlarından biri temel yaşam giderleridir.
Elektrik…
Su…
Doğalgaz…
İnternet…
Özellikle çocuk sayısı fazla olan ailelerde bu giderler ciddi bir yük oluşturuyor.
Üç ve üzeri çocuk sahibi ailelere elektrik, su, doğalgaz ve internet faturalarında yüzde 50’ye varan indirimler uygulanmalıdır.
Bu aileler desteklenmelidir.
Çünkü çocuk sahibi olmak ekonomik bir ceza gibi görülmemelidir.
Tam tersine aileler desteklenmeli ve korunmalıdır.
Anneler çalışma hayatından kopmak zorunda kalmamalıdır
Birçok kadın çocuk sahibi olduktan sonra çalışma hayatından uzaklaşmak zorunda kalıyor.
Bu durum hem kadınların ekonomik hayatını hem de aile bütçesini etkiliyor.
Anneler için esnek çalışma modelleri oluşturulmalıdır.
Uzaktan çalışma imkanları artırılmalıdır.
Doğum sonrası işe dönüş konusunda kadınlara güvence verilmelidir.
Çocuk sahibi olmak bir kadının kariyerinden vazgeçmesi anlamına gelmemelidir.
Kamuda çalışan annelere daha uzun süreli ücretli doğum izni verilmesi de değerlendirilmelidir.
Babaların da çocuklarının ilk dönemlerinde ailelerine daha fazla zaman ayırabilmesi için ücretli izin süreleri artırılmalıdır.
Çocuk sadece annenin sorumluluğu değildir.
Aile olmak birlikte sorumluluk almaktır.
İhtiyaç sahibi aileler yalnız bırakılmamalıdır
Bugün bazı aileler çocuk sahibi olmak istiyor ancak temel ihtiyaçları karşılamakta zorlanıyor.
Bebek bezi…
Mama…
Çocuk gıdaları…
Bunlar aile bütçesi için önemli giderlerdir.
İhtiyaç sahibi ailelere ücretsiz ve düzenli şekilde çocuk bezi ve mama desteği verilmelidir.
Bir anne çocuğuna mama alıp alamayacağını düşünüyorsa, nüfus artışı konusunda yapılacak konuşmaların hiçbir anlamı kalmaz.
Önce ailelerin kendilerini güvende hissetmesi gerekir.
Annelik daha güçlü şekilde desteklenmelidir
Çocuk yetiştirmek büyük bir emektir.
Bir anne yıllarını çocuğuna ayırırken aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine de katkı sağlamaktadır.
Bu nedenle annelik konusunda sosyal güvenlik sistemi yeniden düşünülmelidir.
Analık sigortasının daha güçlü hale getirilmesi gerekir.
Çocuk sayısına göre annelerin emeklilik yaşında ve prim günlerinde kolaylık sağlanması değerlendirilmelidir.
Amaç kadınları çalışma hayatından uzaklaştırmak değil, annelik nedeniyle hak kaybı yaşamalarını önlemektir.
Köylerimiz gençleşmelidir
Türkiye’nin önemli sorunlarından biri de gençlerin köylerden ve kırsal bölgelerden ayrılmasıdır.
Köylerimiz yaşlanıyor.
Tarım yapan insanların sayısı azalıyor.
Gençler büyük şehirlere gidiyor.
Ancak büyük şehirlerde de yüksek kira ve geçim sıkıntısıyla karşılaşıyor.
Bu nedenle kırsala dönmek isteyen genç evli çiftlere destek verilmelidir.
Genç çiftlere konut tahsis edilmelidir.
Tarım yapmak isteyenlere destek verilmelidir.
Hayvancılık yapmak isteyenlere imkan sağlanmalıdır.
Gençler köylerine döndüklerinde hem ailelerini kurmalı hem de üretime katılmalıdır.
Ancak bunun için köylerde yaşam kalitesi artırılmalıdır.
İnternet…
Eğitim…
Sağlık…
Ulaşım…
Sosyal imkanlar…
Köylerde yaşayan vatandaşlarımız bu hizmetlere kolayca ulaşabilmelidir.
Köyde yaşamak zorunluluktan değil, tercih edildiği için güzel olmalıdır.
Bugün önlem almazsak yarın ne olacak?
İşte asıl sormamız gereken soru budur.
Bugün doğurganlık oranlarının düşmesini önemsemezsek gelecekte çok daha büyük sorunlarla karşılaşabiliriz.
Çalışacak genç bulamayabiliriz.
Tarım yapacak insan bulamayabiliriz.
Fabrikalarda çalışacak insan sayısı azalabilir.
Emekli nüfus artarken çalışan nüfus azalabilir.
Sosyal güvenlik sistemi büyük bir yükün altına girebilir.
Köylerimiz tamamen boşalabilir.
Nüfusumuz giderek yaşlanabilir.
Ve Türkiye, en büyük güçlerinden biri olan genç nüfus avantajını kaybedebilir.
İşte bu nedenle tekrar söylüyorum:
Bu mesele bir beka meselesidir.
Bir ülkenin geleceğini korumak sadece sınırlarını korumakla olmaz.
O sınırlar içerisinde yaşayacak insanların geleceğini de korumak gerekir.
Nüfusunu yenileyemeyen bir ülkenin geleceği zamanla zayıflar.
Genç nüfusu azalan bir ülkenin üretim gücü azalır.
Üretim gücü azalan bir ülkenin ekonomik gücü zayıflar.
Ekonomik gücü zayıflayan bir ülkenin bağımsızlığı bile zaman içerisinde tartışılır hale gelebilir.
Bu nedenle nüfus meselesini basit bir sosyal konu olarak görmek büyük bir hata olur.
Bu mesele bir beka meselesidir.
Türkiye’nin gençlerine güven vermeliyiz
Gençlere baskı yaparak nüfus artmaz.
Gençlere “Neden evlenmiyorsunuz?” diyerek sorun çözülmez.
Önce gençlerin önündeki engeller kaldırılmalıdır.
Gençlere güven verilmelidir.
Evlenmek isteyen gence konut desteği verilmelidir.
Aile kurmak isteyen gence ekonomik kolaylık sağlanmalıdır.
Çocuk sahibi olan aile korunmalıdır.
Çok çocuklu ailelerin yükü azaltılmalıdır.
Anneler çalışma hayatından koparılmamalıdır.
Babaların ailelerine zaman ayırması desteklenmelidir.
Kırsala dönmek isteyen genç çiftlere yeni bir hayat kurma fırsatı verilmelidir.
İşte o zaman gençler geleceğe daha güvenle bakacaktır.
Son söz
Türkiye’nin nüfus meselesi artık ertelenebilecek bir mesele değildir.
Bugün genç nüfusumuz hâlâ önemli bir güce sahip.
Ancak bu gücün giderek azalmakta olduğunu da görmemiz gerekiyor.
Bugün önlem alırsak geleceğimizi koruyabiliriz.
Ancak yıllarca beklersek, bir gün dönüp baktığımızda çok geç kalmış olabiliriz.
Bu nedenle Türkiye’nin güçlü ve uzun vadeli bir aile politikası oluşturması gerekiyor.
Gençlerin evlilik hayalleri kolaylaştırılmalıdır.
Aile kurmak ekonomik olarak ulaşılabilir hale getirilmelidir.
Çocuk sahibi olan aileler desteklenmelidir.
Çok çocuklu aileler korunmalıdır.
Anneler ve babalar çalışma hayatında desteklenmelidir.
Köylerimiz yeniden gençleşmelidir.
Çünkü güçlü aile, güçlü toplum demektir.
Güçlü toplum ise güçlü Türkiye demektir.
Ve unutulmamalıdır ki;
Nüfus sadece bir rakam değildir.
Nüfus bir ülkenin geleceğidir.
Genç nüfus bir ülkenin gücüdür.
Ve Türkiye’nin genç nüfusunu koruması artık sadece bir tercih değil;
Bir beka meselesidir.
Hasan Nusret Düşük
Genç Nesiller Derneği Genel Başkanı
SİYASET
Az önceSİYASET
Az önceADIYAMAN
20 saat önceASAYİŞ
22 saat önceEĞİTİM
2 gün önceEĞİTİM
2 gün önceEĞİTİM
2 gün önce
1
Adıyaman Turizmle Ayağa Kalkabilir!
6835 kez okundu
2
FAİZ KISKACINDA BİR EKONOMİ: YÜZDE 60 İLE TİCARET MÜMKÜN MÜ?
5974 kez okundu
3
Gücün Tutkusu ve İnsan Ruhunun Yanılgısı
3690 kez okundu
4
45 Yıllık Bir Müsibetin Sonu: Umuda Açılan Kapı
2877 kez okundu
5
Sözlerin Gücü: Edebiyatın Derin Dünyasında Uzun Bir Yolculuk
2405 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.