Teknoloji, insanlığın önüne açılmış büyük bir imkândır. Bilgiye ulaşmayı, iletişim kurmayı, üretmeyi ve dünyayı keşfetmeyi hiç olmadığı kadar kolaylaştırmıştır. Ancak her imkân gibi teknoloji de nasıl kullanıldığına bağlı olarak bir fırsata veya tehdide dönüşebilir.
Bugün gençlerimizin karşı karşıya olduğu en önemli meselelerden biri *sanal bağımlılık ve sanal bahis* alışkanlığıdır.
Sanal dünya, fark ettirmeden gerçek hayatın yerini almaya başladığında sorun başlar. Saatlerce telefon ekranına bakmak, sosyal medyada geçirilen zamanın kontrol edilememesi, oyunların hayatın merkezine yerleşmesi, sürekli bildirim ve beğeni beklentisi; gençlerimizin zamanını, dikkatini, üretkenliğini ve sosyal ilişkilerini tüketebilmektedir.
Fakat sanal bahis çok daha ağır bir tehlikedir.
“Sadece bir kez deneyeceğim”, “Küçük bir miktar yatırıyorum”, “Kaybettiğimi geri kazanırım” düşüncesiyle başlayan süreç, zaman içerisinde kişinin maddi kaynaklarını, ailesiyle ilişkilerini, eğitimini, çalışma hayatını ve psikolojik dayanıklılığını ciddi biçimde etkileyebilen bir bağımlılığa dönüşebilir.
Burada mesele yalnızca para kaybetmek değildir.
*Bir gencin geleceğe dair hayallerini kaybetmesi, ailesinin güvenini yitirmesi, eğitiminden uzaklaşması ve üretme iradesinin zayıflaması; toplumun da kaybıdır.*
Bugün sanal bahis üzerinden kaybedilen para, yarının eğitiminden, yatırımından, ailesinden veya hayalinden eksilebilir. Daha önemlisi ise gençlerimizin emek vererek kazanmak yerine kısa yoldan kazanç elde etme düşüncesine alıştırılmasıdır.
Bir ülkenin gerçek sermayesi yalnızca fabrikaları, yolları veya ekonomik kaynakları değildir. O ülkenin en büyük sermayesi *gençlerinin zamanı, aklı, emeği ve hayalleridir.*
Eğer gençlerimizin zamanı ekranlarda tüketiliyorsa, enerjisi bağımlılıklarla söndürülüyorsa ve geleceğe dair umutları şansa bağlanıyorsa, bunun toplumsal sonuçlarını hep birlikte düşünmek zorundayız.
Peki, ne yapmalıyız?
Öncelikle bağımlılıkla mücadele eden hiçbir genci dışlamamalıyız. “İradesizsin”, “kendine hâkim olamıyorsun” demek yerine ona el uzatmalıyız. Çünkü bağımlılık bir zayıflık göstergesi olarak değil, *destek ve doğru yönlendirme gerektiren bir sorun* olarak ele alınmalıdır.
Gençlerimiz günlük hayatlarında ekran kullanımına sınır koymalı; uyku, spor, eğitim, aile ve arkadaşlık ilişkilerine zaman ayırmalıdır. Sanal bahisle karşılaşan veya kontrolünü kaybettiğini düşünen kişiler ise bunu gizlemek yerine güvendiği ailesinden, öğretmeninden veya uzmanlardan destek istemelidir. Özellikle maddi kayıpları telafi etmek amacıyla yeniden bahis oynamanın çoğu zaman sorunu daha da büyütebileceği unutulmamalıdır.
Ancak yalnızca “uzak durun” demek yeterli değildir.
Gençlerimize *alternatifler sunmak zorundayız.*
Spor sahaları, kültür merkezleri, gençlik merkezleri, gönüllülük faaliyetleri, eğitim programları, sanat ve teknoloji atölyeleri, sosyal sorumluluk projeleri gençlerimizin enerjisini doğru alanlara yönlendirebilir.
Bir gencin eline telefon verip saatlerce yalnız bırakmak yerine, ona birlikte üretebileceği bir proje sunalım.
Bir gence “bahis oynama” demekle yetinmeyip, ona *emek vererek kazanmanın, üretmenin ve başarmanın gururunu* yaşatalım.
İhtiyaç sahibi bir çocuğun elinden tutmak, yaşlı bir insanı ziyaret etmek, afet gönüllüsü olmak, çevre temizliğine katılmak, bir kütüphaneye kitap kazandırmak, gençlere yönelik bir projede görev almak… Bunların her biri gençlerimizin hayatına gerçek bir anlam katacaktır.
Çünkü insan, başkalarının hayatına dokundukça kendi hayatının değerini daha iyi anlar.
Buradan özellikle gençlerimize seslenmek istiyorum:
*Hayatınızı bir ekranın içine sığdırmayın. Geleceğinizi bir bahis kuponuna bağlamayın. Şansın değil, emeğin peşinden gidin.*
Siz yalnızca bugünün gençleri değilsiniz. Siz yarının öğretmenleri, mühendisleri, doktorları, girişimcileri, sanatçıları, yöneticileri, anne ve babaları; kısacası bu ülkenin geleceğisiniz.
Bugün harcadığınız her saat, yarın sahip olacağınız hayatın bir parçasıdır.
Bu nedenle gelin, ekranların karşısında yalnızca tüketen değil; *hayatın içinde üreten, paylaşan, gönüllü olan ve değiştiren bir gençlik* inşa edelim.
Gençlerimizi bağımlılıklardan korumanın yolu sadece yasaklardan değil; onlara *amaç, umut, aidiyet ve sorumluluk* kazandırmaktan geçmektedir.
Unutmayalım:
*Bir genci bağımlılıktan kurtarmak yalnızca bir insanı kurtarmak değildir. Bir aileyi, bir geleceği ve bir ülkenin yarınlarını korumaktır.*
Gelin, gençlerimizin zamanını ve enerjisini sanal dünyanın karanlığında değil; *bilimin, eğitimin, sporun, sanatın, gönüllülüğün ve insanlığa hizmetin aydınlığında* değerlendirelim.
Çünkü geleceği güçlü kılmanın yolu, gençlerimizin bugününü korumaktan geçmektedir.
Hasan Nusret Düşük
Genç Nesiller Derneği Genel Başkanı
SİYASET
13 saat önceADIYAMAN
14 saat önceADIYAMAN
14 saat önceADIYAMAN
15 saat önceİLÇELER
15 saat önceEKONOMİ
16 saat önceADIYAMAN
16 saat önce
1
Adıyaman Turizmle Ayağa Kalkabilir!
6834 kez okundu
2
FAİZ KISKACINDA BİR EKONOMİ: YÜZDE 60 İLE TİCARET MÜMKÜN MÜ?
5970 kez okundu
3
Gücün Tutkusu ve İnsan Ruhunun Yanılgısı
3688 kez okundu
4
45 Yıllık Bir Müsibetin Sonu: Umuda Açılan Kapı
2876 kez okundu
5
Sözlerin Gücü: Edebiyatın Derin Dünyasında Uzun Bir Yolculuk
2405 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.