Geçtiğimiz günlerde yayımlanan yeni tecil ve taksitlendirme düzenlemesinin, maalesef küçük ve orta ölçekli esnafın yaralarına tam anlamıyla merhem olmadığı görülmektedir.
Sahada edindiğimiz izlenimlere göre, son dönemde vergi borçları muaccel hale gelir gelmez ilgili mükelleflerin banka hesaplarına elektronik haciz ve bloke işlemlerinin uygulandığı görülmektedir. Hesaplarına bloke konulan esnaf ise ticari faaliyetlerini sürdürebilmek, çeklerini ve ödemelerini gerçekleştirebilmek adına büyük bir mücadele vermektedir. Banka hesaplarını kullanamayan bir işletmenin ticaret yapabilmesi neredeyse imkânsız hale gelmektedir.
Aslında son yıllarda esnafın vergi ödeme alışkanlığını önemli ölçüde kazandığını söylemek mümkündür. Ancak artan maliyetler, finansmana erişimde yaşanan zorluklar, yüksek kredi faizleri ve daralan piyasa şartları nedeniyle birçok işletme ciddi bir nakit sıkışıklığı yaşamaktadır. Bu nedenle, 7440 sayılı Kanun benzeri bir yapılandırma düzenlemesinin, matrah artırımı uygulamasının ve stok affının yeniden gündeme alınmasının esnaf üzerinde önemli bir rahatlama sağlayacağı yönünde güçlü bir kanaat oluşmuştur.
Öte yandan, yakın zamanda yayımlanan bir düzenleme ile üretim faaliyetinde bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin vergi oranının yüzde 25’ten yüzde 12,5’e düşürülmesi olumlu bir adım olarak değerlendirilmiştir. Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır: Gelir vergisine tabi şahıs işletmeleri neden benzer bir destekten yararlanamamaktadır?
Bugün birçok şahıs işletmesi, gelir vergisi tarifesi nedeniyle kazancının büyüklüğüne göre yüzde 40’a varan oranlarda vergi ödemektedir. Üstelik bu işletmelerin önemli bir bölümü küçük ve orta ölçekli esnaftan oluşmaktadır. Üretimi ve istihdamı desteklemek amaçlanıyorsa, şahıs işletmelerine yönelik de yeni vergi avantajlarının değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Son yıllarda ekonomik sıkıntıların etkisiyle iflas ve konkordato başvurularında dikkat çekici bir artış yaşanmaktadır. Özellikle üçer aylık dönem sonlarında, bankaların kredi limitlerini ve mali tabloları yeniden değerlendirdiği süreçlerde işletmeler üzerindeki finansal baskı daha da artmaktadır. Bankalar dönem sonlarında müşterilerinin mali yapılarını gözden geçirirken, kredi limitlerinde daralmalar yaşanabilmekte ve işletmeler ilave teminat talepleriyle karşı karşıya kalabilmektedir. Bu durum, zaten nakit sıkıntısı yaşayan birçok işletmenin faaliyetlerini sürdürememesine neden olmaktadır.
Peş peşe gelen iflas haberleri ve konkordato ilanları, yalnızca mevcut işletmeleri değil, yatırım yapmayı düşünen genç girişimcileri de olumsuz etkilemektedir. Risk iştahının azaldığı bir ortamda yeni yatırımların ve yeni istihdam alanlarının oluşması da zorlaşmaktadır.
Bu nedenle Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlar tarafından acil ve kapsamlı önlem planlarının hayata geçirilmesi elzem hale gelmiştir. Genç girişimcileri ürküten değil, onları cesaretlendiren; üretimi, yatırımı ve istihdamı teşvik eden politikaların hayata geçirilmesi geleceğimiz açısından hayati önem taşımaktadır.
Unutulmamalıdır ki güçlü bir ekonomi, ancak ayakta kalabilen esnaf, üretebilen işletmeler ve yatırım yapmaya cesaret eden girişimcilerle mümkündür.
Mehmet Küçük Mali Müşavir
SİYASET
1 gün önceGAZETE
1 gün önceEKONOMİ
1 gün önceADIYAMAN
1 gün önceEĞİTİM
2 gün önceİLÇELER
2 gün önceEĞİTİM
2 gün önce
1
Adıyaman Turizmle Ayağa Kalkabilir!
6820 kez okundu
2
FAİZ KISKACINDA BİR EKONOMİ: YÜZDE 60 İLE TİCARET MÜMKÜN MÜ?
5951 kez okundu
3
Gücün Tutkusu ve İnsan Ruhunun Yanılgısı
3674 kez okundu
4
45 Yıllık Bir Müsibetin Sonu: Umuda Açılan Kapı
2866 kez okundu
5
Sözlerin Gücü: Edebiyatın Derin Dünyasında Uzun Bir Yolculuk
2374 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.